ASTROLOJİ ve MİTOLOJİ - IRCForumu.Net - IRC ve mIRC Tutkunlarının Forum Sitesi


IRCForumu.Net - IRC ve mIRC Tutkunlarının Forum Sitesi reklam alanı



Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24 Şubat 2026, 12:58   #1
Çevrimdışı
 
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
GÜNEŞ ve Mitoloji


Doğadaki her şey ışıltılı Güneşin varlığına ve dostane desteğine dayanıyordu; onsuz ne varoluş ne de yaşam mümkündü. Güneş'in İbranîce ismi olan Aşahed'in tam anlamı "bereket veren ateş" şeklindedir. Güneş gibi bir yıldız için ne kadar uygun bir isim.
Bu küçük çalışmalarda, Güneş'ten kaynaklanan çok çeşitli mitolojilerle ilgili sayısız örnek konusunda dar kapsamlı bir anlayışı sunmak dahi olası gözükmüyor. Bu nedenle yalnızca Mısır'ın Osirîs'ini, Hindistan'ın Krişna'sını, Kalde'nin Belusünu ve Pers ülkesinin Ormazd'ını, Güneş'in değişik kişileştirmeleri olarak anımsatmakla yetineceğiz.
Kabalistik olarak Güneş, her şeyin merkezî spiritüel kaynağını temsil eder. Büyük adamın tanrısal Egosudur ve bu nedenle yaratıcı gücün ruhsal potansiyellerini simgeler. O, ruhsal ya da geçici tüm eşyanın büyük "Benim"idir ve kendi içinde, Yaşamın ışık ve sevginin koruma haznesini teşkil eder.
Ezoterik planisferde, Güneş büyük yüce melek Mikail'dir. Şeytanı mağlup eder ve madde yılanının başını ezer. Bu sebeple de Güneş, kudretinin alevli kılıçlarıyla yaşam yolu ve ölümsüzlüğün koruyucusudur. Bu anlamda Güneş, kozmosun pozitif, saldırgan ve yönetici kuvvetlerini temsil eder, çünkü Güneş'in kuvvetleri elektrikseldir.
---
Güneş'in astrolojide benzersiz bir yeri vardır. Diğer planetlerle eşit değildir. Zaten o bir planet değildir, ancak biz kolaylık sağladığı için planet diyoruz. Tüm diğer gezegenler onun etrafında dönerler ve o ortalarında, verdiği ısı ve ışık sayesinde yaşamın devamlılığını sağlar. Tarihteki ilk gerçek tek tanrılı din olan solar kült Mısır firavunu Akhenaten tarafından kurulmuştur. Bunlar dünyanın kaynağının Güneş olduğuna inanırlardı.
Astrolojik çarkta Güneş, aldığı açılar ve bulunduğu burçla, pek çok astrolog için en önemli referans noktasıdır. Ancak tüm bu önemine rağmen, tek önemli faktör de değildir. Ay ve Yükselen ile bir arada yorumlandığında doğum haritasının önemli bir kısmı deşifre olmuş sayılır.
Pek çok kültürde Güneş tanrıları bulunur. Yunanistan'da iki tekerlekli savaş arabasını her gün gökyüzünde kullanan Titan Helios’a Güneşli Rodos adası verilmişti. Ancak batılı kültürde en fazla Apollo bilinir. Annesi Titan Leto, Zeus tarafından hamile bırakılır.
Zeus’un karısı Hera bu durumda öfkesini Leto’ya yöneltir. Hera’nın gazabından korkan tüm yeryüzü ona kucak açmayı reddeder. Leto bebeğini güvenli bir yerde dünyaya getirebilmek için Ortygia (Bıldırcınlı ada) adasında Apollo’nun ikiz kız kardeşi Artemis’i, Ay tanrıçasını, doğurur. Aradan dokuz gün geçtikten sonra kardeşi Apollo’nun doğumuna yardım eder. Apollo doğduktan sonra tanrı adaya parlak anlamına gelen Delos adını verir. Bu adada hiçbir ölümlünün doğumuna ya da ölümüne izin verilmezdi. Delos, Cyclades adalarının merkezindedir. Tıpkı Güneşin sistemin merkezinde yer alması gibi.
Apollo Yunan tanrılarının altın çocuğudur. Müzik, matematik, tıp ve kehanet yetenekleri ile ödüllendirilmiştir. Apollo kendisine Yunanistan’da parlayabileceği bir yer aramaktadır. En sonunda Delphi adındaki yeri bulur, ancak burası Python adlı bir yılan tarafından korunuyordur. Onunla savaşır ve Delphi’yi alır. Efsaneler yılanlarla savaşan tanrılarla doludur. Bazı feminist mitologlar tanrının ataerkil değerleri temsil ettiğini, yılanın ise yüce anneyi temsil ettiğini söylerler. Erich Neumann, Jung ekolünün iyi bir yorumcusu olarak bu efsanelere daha sofistike bir açıklama getirir. Yılan ya da ejderha kolektif bilinçdışını temsil etmektedir, bu da rahatlıkla yeraltında yaşamasına bağlanabilir. Bu yaratıklar aslında yaşamın gücünü ellerinde bulundururlar ancak bilinçli değildirler, bir hedefleri yoktur. Bu yılan ya da ejderhalar feminen olarak nitelendirilebilirler, çünkü bilinçli bir muhakemeden ziyade etkiler ve psişik olaylarla hareket ederler. Bu durumda canavarla savaşan tanrı kaosu bitirir ve yaşam enerjisini, kolektif bilinçdışını gün ışığına çıkarıp ona bir hedef verir.
Güneş her zaman yönlendirilmiş ya da hedefe kilitlenmiş bir amacı temsil eder. Haritalarımızda çok güçlü bir amacı gösterir. Bu nedenle Güneş güçlü bir erkek arketipi ile “içsel kral”la özdeşleşebilir. İster erkek, ister kadın olalım, bu “içsel kral”ın sadece Güneş ile açıklanması pek doğru olmaz – örneğin Jüpiter içsel kralın önemli bir parçasıdır. Benlik ancak içsel kral ile kraliçenin bir bütün olması ile oluşacaktır. Her ne kadar içsel kral erkek arketipi olarak yorumlansa da, bu terimi kullanırken dikkat etmeliyiz. Japonya ve Cherokee yerlilerinde Güneş tanrıçaları da bulunmaktaydı. Hititler tanrıça Hebat’a Güneş tanrıçası derlerdi. Yunan mitolojisinde gençliğin tanrıçası, diğer tanrılara ambrosya (tanrıların yiyeceği) ve nektar (tanrıların içeceği) sunardı. Hebat (Yunan’da Hebe) ilk kadın Güneş tanrıçasıdır.
Güneş arketipi kahramanı Herkül, Yunan ve Roma mitolojilerinin güçlü karakteri, aynı zamanda cesur olduğu kadar da kaotikti –sarhoş olur, kavga ederdi. Herkül’ün vahşi saldırganlığı Güneş’in mutsuz yanına işaret eder. Panteon’u düşünelim. Güneşin gayrimeşru oğlu babasını Güneş tanrısı Helios’u ziyaret etmek için en doğudaki uzak noktaya seyahat eder. Bir tek dileği vardır: Savaş arabasını tek başına kullanmak. Helios oğlunu vazgeçirmek için ne kadar ikna etmeye çalışsa da başaramaz. Sonunda razı olur ve Panteon'a atlı arabayı verir. Ancak atları kullanmak genç Panteon'un başaramayacağı kadar ustalık isteyen bir iştir. Gökyüzünde çılgınca, kontrolsüz bir şekilde dolaşırken, dünyaya yaklaştıkça ortalığı yakıp yok eder. Sonunda Jüpiter kızarak Panteon'un üzerine bir yıldırım gönderir. Bu mitin anlamına göre, fazla istek ve amaç yüklü olmak bizi saldırganlığa sürükler ve bunun neticeleri yıkıcı olur.
Bir diğer Güneş miti İkarus’u, büyük usta zanaatkâr Daedalus’un genç oğlunu içerir. Baba ve oğul Kral Minos tarafından, Daedalus’un kendi inşa ettiği labirentte tutsak edilmişlerdir. Kaçışlarını sağlayabilmek için baba her ikisi için mumdan kanatlar yapmış ve oğluna Güneşe fazla yaklaşmaması konusunda uyarıda bulunmuştur. Ancak babasının sözlerine yeterince değer vermeyen İkarus, uçmak tecrübesinin de verdiği heyecan ile Güneşe doğru uçmaya başlamış ve sonunda kanatları eriyerek denize düşmüştür. Kontrollü olan babası ise Sicilya’ya varmayı başarmıştır.
Bu mitolojik öyküler bize fazla Güneş etkisinin yaratabileceği sorunları göstermektedir, bir diğer olumsuz etki de Güneşin yeterli gücü olmadığı zaman yaşanmaktadır. Güneş geleneksel olarak Terazi'de düşüştedir. Burada kişinin istek ve amacı, diğer insanlarla uyum içerisinde olma çabası sebebiyle bastırılmıştır. Apollo en yakışıklı ve popüler tanrılardan biri olabilir, ama ilişkilerinde başarılı değildi. Hiç evlenmedi. Ok atma talimi yaparken kendisiyle alay ettiği için Apollon'a içerleyen Eros, oklarıyla Apollo'nun Daphne (Defne)’ye âşık olmasını sağladı. Ancak Daphne bu aşka karşılık vermedi ve dağa kaçtı. Apollon gazabı ile Apollo'nun en sevdiği bitki olan Defne ağacına dönüştü. Daphne neden kaçmıştı? Tanrılar arasında en yakışıklı, en popüler sayılan Apollon aşkına neden karşılık bulamamıştı? Bunun sebebi, Güneş enerjisi yüksek insanlar için amaçları, istekleri o kadar önemlidir ki başkaları ile ilgilenecek zamanları yoktur; dünyayı keşfetmek ve onu fethetmekle çok meşguldürler. Güneş Aslan’ı yönetir, Koç’ta da güçlenir. Bu iki burçta egoizmleri ile meşhurdurlar.

Çeviren ve Derleyen: Berna ÇAPÇIOĞLU
  Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Şubat 2026, 13:00   #2
Çevrimdışı
 
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Cevap: GÜNEŞ ve Mitoloji


Hint mitolojisinde Güneş Surya olarak adlandırılır. Surya’yı, 7 atın sürdüğü bir arabayı kullanan, 3 gözü ve 4 kolu olan kırmızı renkli bir adam temsil eder. Bu arabayı süren 7 atı ışığın renklerinin ifadesi olarak düşünmek gerekir. Rivayete göre günlerden bir gün Surya herkes gibi evlenmek istemiş. Kendisine eş olarak Sanyana isimli bayanı seçmiş. Ancak Surya’nın ısısı o kadar fazlaymış ki Sanyana buna dayanamaz hale gelmiş ve eşini terk ederek ormana kaçmış. Surya’nın kendisini tanımaması için de kısrak şekline bürünmüş. Bu durumun farkına varan Surya at kılığına girerek eşine ulaşmış. Bu beraberliğin sonucunda birçok çocukları dünyaya gelmiş.
Ama Surya’nın ısısı ve sıcaklığı hala dayanılmaz boyutlardaymış. Bunun üzerine Sanyana’nın babası imdata yetişmiş ve Surya’yı 8 parçaya ayırarak ısısının azalmasına sebep olmuş. Böylece Sanyana artık eşini bırakıp gitmemiş. Surya ve Sanyana sonsuza kadar mutlu yaşamışlar. Sanırım diğer gezegenler de bu olaydan sonra yıldız haritalarında Güneş’in ısısına dayanabiliyorlar. Yıldız haritasında Güneş’i güçlü olan kişiler de aynı mitolojideki Surya gibi çevrelerine ışık saçarlar. Bu tür kişiler bulundukları ortamlarda hemen dikkat çekerler. Aslan burcunun yönetici gezegeni olan Güneş, gezegenler ailesi içinde kral olarak kendisine yer bulur. Ateş elemanını da temsil eden Güneş, geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi kişilerde pita beden tipini ve bilincimizin niteliklerinden satvagunasını ortaya çıkartır.

Metin ÖZENBAŞ
  Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Şubat 2026, 13:02   #3
Çevrimdışı
 
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Cevap: GÜNEŞ ve Mitoloji


Tüm meleklerin başı olan Michael, Güneş'i yöneten Başmelek için mantıklı bir seçimdir. Gökyüzündeki en parlak nesne olan Güneş, krallar ve liderler, ışık, ateş ve hakikat, ayrıca şifa ve canlılıkla ilişkilendirilir. Bunların hepsi Michael'ın melek bilgisindeki niteliklerdir. Hem 12. yüzyıl Arap bilgini Averroës hem de 13. yüzyıl Heptameron ve onların geleneğini izleyen yazarlar, Michael ve Güneş'i ilişkilendirir.

Kötülüğe (karanlığa) karşı mücadelelerinde meleklerin göksel ordularının lideri olarak Michael, bir güneş rolünü canlandırır. Ayrıca yeryüzündeki yöneticiler ve diğer liderler için bir koruyucu melek olarak hareket ettiği söylenir; Güneş'i kendi kanatları altına alması mantıklıdır.

Güneş, ışık veren olarak, aynı zamanda gerçeği söylemekle de ilişkilendirilir. Eskiler Güneş adına yemin ederlerdi; Güneş her şeye tanıklık ederdi ve birinin sözlerinin doğruluğunu garantilemek için ideal bir konumdaydı. Bu şekilde, Güneş aynı zamanda kehanet ve ilahi olandan gelen diğer gerçek vizyonlarla da ilişkilendirildi. (örneğin Yunan Güneş Tanrısı Apollon aynı zamanda Delphi Kahini'nin tanrısıydı.) Bazı efsaneler ayrıca Michael'a ölümden sonra ruhlara tanıklık etmede özel bir rol verir ve onları hak ettikleri ödüllere götürür.

Başmelek Raphael ile birlikte Mikail de şifacı olarak yetenekleriyle bilinir. Güneş'in de şifa sanatlarıyla, özellikle canlılığı teşvik ederek ve hastalıkları ve kirlilikleri dağıtarak, kadim bir ilişkisi vardır.

Liderlik, koruma, hakikat ve şifa konularında Başmelek Mikail'den yardım isteyin. Güneş'in Başmeleği olarak, Mikail ile çalışmak özellikle Pazar günü ve Güneş saatlerinde etkilidir.


KİLİSE DOKTRİNİ-1960
  Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Şubat 2026, 13:06   #4
Çevrimdışı
 
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
AY ve Mitoloji


Luna'nın sembolik yüzü, tıpkı Güneş'inki gibi, fazla detaylandırılamaz. Gecenin zarif tanrıçası, en eski günlerden bu yana yüceltilir ve tapınım görür. O, her şeyin dişil, üretken ilkesidir. İbranîlerin şiirsel anlayışına göre, Ay, uyku ve değişim hâli anlamına gelen Aşnem ya da Şenim adıyla anılır. Astroloji biliminin bilgisine tam olarak sahip olmadan İsis'in peçesi ardındaki tuhaf gerçekler, asla tam olarak anlaşılamaz. Gelgit in sırrı, hamilelik döneminin gizemleri, dönüşümlü verimsizlik ve verimlilik dönemleri, doğanın tüm bölümleri boyunca bunlara neden olmak üzere meydana gelen manyetik yaşam akımlarının kendi med ceziri, ancak gece yarısı göklerimizin tanrısal ilahesinin anlaşılması vasıtasıyla keşfedilebilir şeylerdir. Bu bilgi, bilgelerin vardığı en yüce noktadır. "Onlar," diyor Buhver Lytton "önce Kaide bilgeliğinin geniş ufku üzerinde ışıyan yıldızsal doğruların keşfine vardılar."
Hinduların Çandra'sı, Mısırlıların İsis'i, Eski Yunan'ın Diana'sı ve diğerleri, hepsi, Ay'ı anlatır. Kabalistik anlamda, Ay, büyük adamın ruhunu temsil eder. Bu nedenle, âlemin göksel bakiresi, mistik uygulamasında Ay'dır. Anima Mundi'nin amblemidir. Ezoterik planisferinde, Luna, Melek Cebrail olarak karşımıza çıkar. Evrensel tabloda, tanrısal İsis olarak ifade edildiğini görürüz. İsis olarak, canın, ruhun en ince gizemlerinin inisiyatriksini (inisiye eden) temsil eder. Ay, astral ışığın biçimlendirici özelliklerini temsil eder. O, aynı zamanda maddenin de temsilcisidir. Böylece ikili karakteri kapsamında, bize tamamen manyetik kuvvetlerini de gösterir ve bu kapsamda, bunlar elektriksel Güneş kuvvetlerinin kutupsal karşıtı gibidirler. Birbiriyle ilişkili olarak kadın ve erkektirler.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Şubat 2026, 13:07   #5
Çevrimdışı
 
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Cevap: AY ve Mitoloji


Güneş ve Ay
Güneş ya da Helios,Hiperion ve Basile’nin oğludur. Ay ya da Selene ise Hiperion ve Basile’nin kızıdır.
Aurora, Ay, yıldızlar, ateş ve rüzgâr ile birlikte aşağı olimposlu tanrılardan sayılırlar. Olimpos ile yeryüzü arasındaki geniş boşlukta yer alırlar. Büyük tanrıların hizmetçileri bu ikincil tanrılar doğal akışını sürdüren dünyada gizemlerini kaybederler.
Güzellikleri ve erdemleriyle Helios ve Selene, diğer Titanlı tanrıların kıskançlığını kazanır. Titanlı tanrılar da aralarında anlaşıp Hiperion öldürüp, çocuklarını boğmaya karar verirler.
Helios Eridan’da amcaları tarafından boğulur. Annesi Basile onu nehir kenarında aramaya gittiğinde yorgunluktan uyuyakalır ve rüyasında Helen’i görür. Helen ona oğlunun ölümüne üzülmemesini, onun tanrıların arasına yerleştiğini ve ona eskiden ‘kutsal ateş’ diyenlerin bundan sonra ona Helios ya da Güneş diyeceğini söyler.
Selene çok sevdiği kardeşinin sonunu öğrenince sarayının çatısına yönelir. Tanrılar onun kardeş sevgisinden çok etkilenir ve onu da bir yıldıza dönüştürerek gökyüzünde kardeşinin yanına yerleştirirler.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Şubat 2026, 13:16   #6
Çevrimdışı
 
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
MERKÜR ve Mitoloji


Kabalistik olarak, Merkür gezegeni algıyı sembolize eder. Bu nedenle, göksel adamın büyük bedeninde görme gücünü temsil etmektedir. Bu insanlığın içindeki kendi şuurunda olma gücü ve görme, algılama ve akıl yürütme yeteneğidir. Ezoterik planisferde, Merkür'ün, bilgelik ve sanat dehasının, melek Rafael'e dönüştüğünü görmekteyiz. Bu nedenle bu kürenin ezoterik kuvvetleri de beşeriyeti hayvansal düzlemlerden insanî düzlemlere yükseltme eğiliminde olduğunu anlıyoruz.
Başmelek Raphael, Merkür meleği için uygun bir seçimdir. Averroes gibi kadim bilginlerin ve Heptameron gibi kitapların da neden bu ilişkiyi kurduğunu inceleyelim.
Başmelek Raphael hakkındaki bilgilerimizin çoğu Tobit Kitabı'ndan gelir. Metin Raphael'den "Rabbin önünde duran yedi [melekten] biri" olarak bahseder. (Sayıları olan yedi, büyük ihtimalle bazen yedi görünür gezegeni dünyanın "yedi valisi" olarak adlandıran çağdaş yazarlara bir göndermedir.)
Kılık değiştirmiş bir şekilde Tobit'in oğlu Tobias'ı babasının parasını almak için bir yolculuğa çıkaran Raphael'di; paralar uzaklardaki başka bir kasabada aileye bırakılmıştı. Raphael her türden gezginin ve gençlerin koruyucusu olarak tanındı. Merkür, elbette, "tanrıların habercisi"nin adını almıştır ve tarihsel olarak hem yolculuklarla hem de gençlikle ilişkilendirilmiştir.
Tobit Kitabı'nda Raphael, Tobit ve Sarah'ı iyileştirmek için şifalı iksirler yaratmak için de bilgisini kullanır. Şifa meleği olarak Raphael, modern astrologlar bunu bu şekilde düşünmese bile Merkür'ün de şifa ve dönüşümle uzun bir ilişkisi olduğunu hatırlatır. Tıp camiasının sembolü olacak olan yılanla sarılmış asa olan caduceus, antik çağlarda Hermes'in Asası (Merkür) olarak da anılırdı.
Merkür ayrıca, amacı en derin seviyelerde şifa getirmek olan simya uygulamasında da merkezi bir rol oynamıştır (ve eczacılar ve eczacıların doğrudan torunları olduğu). Eczacılar, eczacılar, doktorlar, hemşireler ve hastalar da Başmelek Raphael'in himayesindedir. Aynı şekilde çalışmalar ve öğrenme, özellikle tıbbi sanatlar, simya ve teoloji de öyledir.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Şubat 2026, 13:26   #7
Çevrimdışı
 
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
VENÜS ve Mitoloji


Mitolojik ve sembolik cephesi itibarıyla Venüs, dünyanın her yerinde, Sevgi ve Bilgelik şeklindeki çiftkarakteriyle saygı görür. Parlak sabahyıldızı, gururlu lüsifer, odur. Bilgelik habercisi, bilgelik perisi odur. Ve gerçekten de gökyüzündeki yıldızların hiçbiri günün habercisi olarak ışıldayan Venüs'ün parlaklık ve şanıyla kıyas edilmez. Sevgi tanrıçası olarak da aynı ölçüde dikkat çekicidir. Eski Yunanlılar, Venüs’ü, Kutsal Boğası Taurus'un boynuzlarını kuşanmış Afrodit olarak da resmetmişlerdir. Kabalistik olarak, Venüs gezegeni büyük, arşetipik insanın ruhu içindeki Sevgi unsurunu gösterir ve bunedenle bedenlenmiş insanda da hissetme melekesini temsil eder. Dolayısıyla, beşerî yapılaşmanınnazlı, zayıf, dişil kısmım da o simgeler. Ezoterik plan lusiferde Venüs göksel Anael, astral ışığın prensiolarak karşımıza çıkar. Bu karakterinde, onun dönüşüm güçleri ile "kuvvetleri muhafaza" özelliklerini de gözleyebiliriz. İsis vasfıyla, astral akışkanı bir durağanlık, bir dinlenme hâlinde temsil eder. Bu haliyleolmak üzere bekleyen şeylere (Kutsal Ruh'tan) hamiledir. Anael, aynı akışkanı eyleme geçmiş olarakgösterir. Böylece Ay ile Venüs'ün, evrenin ruhu kapsamında, iki hareket tarzının Kabalistik simgelerini oluşturduğu söylenebilir.
Venüs'ün öfkesi, "kadınsı öfkenin" ne kadar ciddiye alınmadığını anlatır. Öfkesiyle tanınan Roma Tanrıçası Venüs'ün, Mitolojik karşılığı Afrodit; Düşmüş melek Lucifer'in kendisi bizzat Venüs tarafından yönetilir ve isyanı, öfkesi, kıskançlığı, gururuyla bilinir.
Afrodit Venüs ✨
Venüs’ün en güçlü ve parlak tarafıdır. Afrodit Venüs’e sahip olabilmek için Venüs’ün kendi evi olan 7. evde olması ve Güneş’in de Dsc’nin altında (6. ev) kalması gerekir.
Lucifer Venüs✨
(Güneş’ten önce doğan sabahyıldızı)
Güneş’in doğmasına yakın görülen Venüs, Lucifer Venüs’tür. Mitlere göre Venüs’ün karanlık yüzünü temsil eder. Lucifer, Venüs’ün güzelliğini kötülük ile kullanan, aç gözlü, dünyeviliğe aşırı düşkün, en ihtiraslı yönüdür.
Sevinç, haz, güzellik ve doğa meleği Hanael, Venüs Başmeleği için mükemmel bir uyumdur. "Tanrı'nın Sevinci" veya "Tanrı'nın Lütfu" anlamına gelen Hanael ismi büyük ihtimalle İbranice hana'ah kelimelerinden ve el ekinden türemiştir. İsmin diğer yazım biçimleri arasında Haniel, Anael ve Aniel yer almaktadır.
Sanatta ve ikonografide, Hanael geleneksel olarak koyu, zümrüt yeşili giyinmiş ve gülümserken veya kahkaha atarken tasvir edilir. Erkek formundan daha çok kadın formunda görünür. Çeşitli resimlerde bir gül, bir fener veya thyrsus adı verilen çam kozalağıyla ucuna bir asa taşır. Tüm bu semboller Venüs gezegeniyle derinden iç içedir.
Güneş ve Ay'dan sonra Venüs gökyüzündeki en parlak nesnedir. O kadar parlaktır ki kendi gölgesini oluşturur ve tam olarak nereye bakacağınızı biliyorsanız gündüzleri bile görülebilir. Ancak, Dünya ile Güneş arasında bir gezegen olarak, gezegenimizdeki gözlemcilere göre, Güneş'in kucağına geri çekilmeden önce Güneş'ten asla uzaklaşmaz. Sabahyıldızı ve akşam yıldızı kılığında sonsuza dek dans eder.
Bildiğimiz astroloji biçimini icat eden Helenistik Yunanlılar için Venüs, aşk ve güzelliğin ideal ikonuydu; bizi büyülüyor. Bunlar daha temel biçimlerinde fiziksel zevkler veya güzel eserler yaratma arzusu haline gelir. Ancak en yüksek ifadesinde, tıpkı Venüs'ün Güneş'le yeniden birleşmek için her zaman geri çekilmesi gibi, bizi İlahi olanla birleşmeye çekerler.
Ve böylece Venüs'ün Başmeleği olarak Hanael, her koşulda neşe ve haz bulmamıza, sanatta veya müzikte güzellik yaratmamıza veya ilişkilerde uyum sağlamamıza yardımcı olur. Ve dünyevi aşkın bir armağan olduğunu, ancak nihai tatminimizi ilahi aşkta bulduğumuzu hatırlatan Hanael'dir.
Hanael'in gülü aynı zamanda Venüs'ün kadim bir sembolüdür. Dünya ile ilişkili olarak, Venüs'ün yörüngesi her sekiz yılda bir beş köşeli bir yıldız çizer. Bu güzel astronomik etkiye, aşk tanrıçasının gözdesi olan beş yapraklı çiçeğe bir gönderme olarak Venüs Gülü adı verilmiştir.
Hanael'in zümrüt yeşili tuniği, Venüs'ün simyasal rengini -yeşil- ve Doğanın bereketini çağrıştırır. Bir zamanlar çorak olanı bereketli kılmak Hanael'in hediyesidir.
Thyrsus da benzer bir anlam taşır. Dionysus'un takipçileri tarafından taşınan çam kozalağı tepeli asa, doğurganlık, zevk, hedonizm ve yenilenme memlerini çağrıştırır. Ancak daha derin bir düzeyde, başka bir gizemi ima eder - erkek ve dişi enerjilerin birleşimi, gerçek ruhsal vizyon getiren sözde "üçüncü göz" olan epifiz bezini harekete geçirir.
Ve Hanael'in fenerini unutamayız. Venüs'ün en eski sıfatlarından biri "ışık getiren"di; o, ilahi olana giden yolumuzu aydınlatır. Aslında, Kabala geleneğinin temel metinlerinden biri olan Zohar'da , Enoch'u Merkabah'da Tanrı ile karşılaşması için cennete taşımak üzere seçilen kişi Haniel'di.
Kabalistik Hayat Ağacı'nda Venüs ve Hanael, "zafer" veya "sonsuzluk" anlamına gelen Netzach küresiyle temsil edilir. Bu Sefirot, ilahi içkinlikle, Doğa'ya ve sıradan olaylara nüfuz eden ruhun ışığıyla ve ayrıca hayal gücümüzün, sezgimizin ve duygularımızın iç dünyasıyla ilişkilidir.
Hayatınızda sevgi ve güzelliğin yatıştırıcı balsamını özlediğinizde veya ilahi olanın tatlılığına yeniden bağlanmanız gerektiğinde, Hanael'in yardımını ve tavsiyesini arayın. Onu çağırmak için en hayırlı zaman Cuma, Venüs günü veya Venüs saatidir.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Şubat 2026, 16:41   #8
Çevrimdışı
 
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
MARS ve Mitoloji


Kabalistik olarak Mars gezegeni, büyük insandaki besleyiciliği temsil eder ve bu nedenle beşerî yapıda tat alma duyusuyla ilgilidir. Ezoterik planisferde, Mars melek Samael'e (Zamael) dönüşür ve bu düzlemde, bu ruhun en yüce vasıfları kendini gösterir. Bu şekilde, yaşam dalgasının daha yüce, daha ince ve çok daha süptil özlerini idrak güç ve yeteneği kazandırır ve soğurma ile sindirim güçleri üzerinde hâkimiyeti mümkün kılar.
Astrolojik olarak ele alındığında, astral dışavurumunda Mars, acımasızlık ruhunu simgeler. Kan dökülmesi ve ayrımsız yıkım da bu kapsamdadır. Gerçek bir Mars çocuğu su katılmamış bir dövüşçüdür ve asla rakibini yenme anındaki kadar mutlu değildir. Bu tartışmalı ruh durumunun bir örneği Büyük Britanya tarihinde vardır. İngiltere'yi Koç burcu yönetir -Mars'ın esas burcudur- ve tipik bir İngiliz, bir Mars insanıdır. Hiçbir araştırma, Mars'ı, Kabadayı "John"dan iyi özetleyemez. Sürekli birileriyle savaşır ve kara ve denizlerdeki binlerce yıllık tarihi, pek az başarısızlığın yer aldığı parlak zaferlerden oluşur.

Mars'la özdeşleştirilen tanrılar savaş, ölüm, fırtına, veba ve katliamın temsilcileri veya ejderhaların katilleridir.

ARES Yunan savaş tanrısı, büyük Olimpus tanrılarından biri, Romalıların Mars'ıyla özdeş.
ATTİS-ADONİS Küçük Asya'da Mars'a verilen isim.
BELATUCADRUS Roma Britanyasında tapılan bir tanrı. İngiltere'de bu tanrı için hazırlanmış sunaklar bulunmuş ve bazı sunaklarda Roma tanrısı Mars'la eş tutulduğu görülmüştür.
COCIDEUS (veya COCIDUS) Roma Britanyasında Cumberland'deki sunaklar bu tanrı için hazırlanmış ve Mars'la eş tutulmuştur.
HERKÜL Güneş'in değil Mars'ın insanlaşmış halidir. Alfred J. Pearce The Text-Book of Astrology kitabında şöyle yazmaktadır,
"Hyginus 'üçüncü gezegenin, ötekilerin Herkül adını verdikleri, Mars' olduğunu söyler. Macrobius 'Maro derin çalışmaları olgunlaştıktan sonra Salii'yi Herkül'le ilişkilendirir, çünkü rahipler bu tanrıyı Mars'la bir kabul ediyorlardı' der. Aynı şey Varo'nun 'Diğer Herküller' diye isimlemdirilen 'Menippea'sında da doğrulanmaktadır. Burada Herkül hakkında uzun araştırmalardan sonra bu tanrınınMars olduğu ispatlanmıştır. Diğerlerinin Mars adını verdikleri yıldıza Kaldeliler Herkül demektedirler."
INDRA Yılanları ve ejderhaları öldürdüğü için bazı otoriteler tarafından Hinduların Mars'a eşit tutulan tanrısı olduğu söylenmektedir.
MAMERS Mars'ın Osk dilindeki (eski İtalyanca) adı.
MARS Eski Roma savaş tanrısı. Başlangıçta Romalıların doğa tanrısıydı, mahsulün ve sığırların bekçisiydi, hastalık, fırtına ve kuraklık onun vesayeti altındaydı.
NERGAL Yıldızı Mars olan Sümer-Akad savaş ve avcılık tanrısı. Romalı Mars'la özdeş.
ODİN Kuzey Avrupa'nın kudretli savaş, ölüm, esinlendirme ve zafer tanrısı.
TIWAZ Mars'la bir tutulan Germen savaş tanrısı.
TYR İskandinav savaş tanrısı.
WODAN (veya WOTAN) Putperest Germenlerin taptığı, Romalı Mars'la ilişkilendirilen, savaş tanrısı.
ZALBAT Fırat bölgesinde savaş tanrısı.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Şubat 2026, 16:42   #9
Çevrimdışı
 
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Cevap: MARS ve Mitoloji


Mars'a ilişkin ilk mitolojiler Mezopotamya'da M.Ö. 4000'li yıllara kadar gitmektedir. Tanrı nergal'le eşleştirilen gezegenin Mısır’daki adı kızıl horus, perslerde verethragna ya da varhan'dır. hintliler de Mars margala der. Gezegenin rengi bize en önemli ipuçlarını verir. Kızıl rengi dökülen kanı çağrıştırır. Her şeyden önce Mars savaş tanrısıdır. Eski yunanlılar onu ares'le özdeşleştirmişlerdir. ares'in zeus ile hera'nın oğlu olduğu söylense de, bazı kaynaklarda babasız doğduğundan söz edilir. Kaynaklarda şöyle geçer: "tanrılar gibi insanlarda onu sevmezdi. Yunanlılar da ona pek saygı göstermezlerdi. Hâlbuki romalılar, asker bir millet oldukları için en çok önem verdikleri tanrı, savaş tanrısıydı"

Antiklerin dünyasında evcil melekler yoktur. Elbette bu özellikle bazen Camael (Chamuel) ve bazen Samael olarak adlandırılan Mars Başmeleği için geçerlidir.
Başmelek Camael (bazen Chamuel veya Kamael olarak yazılır) "İlahi Adaletin Başmeleği" olarak adlandırılmıştır. Bir savaşçı melek olarak, cennete giden yolda ruhları iblislerden koruyan Güçler melek rütbesinin lideri olarak adlandırılmıştır. Camael ayrıca Âdem ve Havva'yı Bahçeden kovan güçlerin lideri, alevli kılıcı kullanan melek olarak tanımlanmıştır. Ancak aynı zamanda İsa'nın çarmıha gerilmesinden önce Gethsemane Bahçesi'nde onu rahatlatan Cebrail ile birlikte meleklerden biri olduğu da söylenmektedir.
Başmelek Samael de zor işleri üstlenir. Bazı anlatımlarda, Havva'yı elmayla baştan çıkaran yılan formundaki Samael ve Fısıh Bayramı sırasında Mısır'da ilk doğanları katleden Samuel'dir. "Düşman" rolünde Samuel, çölde Yakup'la güreşir ve kararlılığını test eder. Yahudi mistik metni Zohar, Samael'den alıntı yapar : "...tüm hakimiyetim öldürmeye dayanır. Ve Tevrat'ı kabul edersem, artık savaşlar olmayacak. Benim yönetimim, kan dökülmesini gösteren Maadim (Mars) gezegeni üzerindedir."
Hem Camael hem de Samael'i çevreleyen mitler, bedeli yüksek olsa bile, aksi takdirde aşağılanacaklarını bile bile, yapılması gerekeni yaptıklarını tasvir eder. Mars Meleği, en derin şefkat ve sevgiden dolayı, bunu yapma gücünü yine de getirir.
Zor olanı yapmak için güce ihtiyacınız olduğunda, bedeli ne olursa olsun konuşmak istediğinizde veya biraz "sert sevgi" uygulamak istediğinizde, müttefikiniz Başmelek Camael'dir (veya Samuel). Mars'ın Başmeleği olarak, Salı günü (Mars'ın günü) ondan yardım istemek özellikle talihlidir.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 24 Şubat 2026, 20:18   #10
Çevrimdışı
 
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
JÜPİTER ve Mitoloji


Sembolik cephesiyle, Jüpiter'in eski Yunan'da Jov, her şeyin göksel babası olarak evrensel anlamdatanındığını görmekteyiz. Çok daha uzağa giden Arî sembolizminde ise Jüpiter "Göklerin, Cennetinbabası" şeklinde karşımıza çıkar. Hem eski Yunan hem de Arî kavramlaştırmaları özdeştir. Kuzeyin güçlü oğullarının daha farklı anlayışlarında, Jüpiter gezegeni Thor olarak değerlendirilir; Saksonların Thorsday'inin ve modern İngilizce'nin Thursday'inin bu gezegenin yönettiği bir gün olduğu kabul edilir.
Kabalistik olarak, Jüpiter gezegeni, büyük insanda eterik soğurumu simgeler. Bu nedenle, insanlığınbedeni içinde tütsü ya da kokunun gücünü anlatır. Bu, gelişmiş ruhun Doğanın incelmiş aroma. tiközlerini algılayıp katışmasını sağlayan duyudur. Ezoterik planisferde, Jüpiter, göksel Zekerya ya da Zadkiya'ya dönüşür ve böylece kayıtsızlığın yansız ruhunu temsil eder. Bu kapasitesiyle hakemlik ilke ve felsefesini, rahatsız edici kuvvetlerin çekilmesiyle kuşkusuz dengenin oluşumunu gösterir. Eterik soğurmanın vasıflarının simgesi şeklinde, Musa'nın kitaplarının Kabalist yazarları, tapınak etkinliklerinin kutsal törenlerinde tatlı, hoş kokuların Rab tarafından kabul gören bir şey olduğunu belirtirler.

  Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
admetos, akrep, anlatımı, aslan, astroloji, astrolojİ, balık, başak, başlangıç, boğa, burç, burçlar, burcu, gezegen, gezegenler, güneş, hikayeleşmiş, jüpiter, jÜpİter, koç, kova, mars, merkÜr, mitoloji, mitolojisi, mİtolojİ, neptün, oğlak, plüton, satürn, seviye, tanrıçaları, temel, terazi, uranüs, venüs, yay, yengeç, İkizler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Görsel Yükle!

Görselleri seç ya da sürükle

Resimler Eklendi!